20090920

Kozmos

Gözümüzü açar açmaz kocaman dağlar, portakal ağaçları, yeşil ve mavi gördüğümüz, mevsim itibariyle az Türk'lü, bol turistli, az kalabalıklı Olimpos sularından İstanbul'a döndük yine. Havanın gittikçe griye dönmesinden anlamıştık İstanbul'a döndüğümüzü. Havaş ve hemen ardından Taksim-Bostancı dolmuşu. En sarısından. Ve siz iki kişi konuşurken hiç tanımadığınız birinin lafınıza bodoslama dalması. Kozmik güçlerden, evrenden, hepimizin aslında birimiz olduğundan bahsetmesi.
Ah gözünü sevdiğim İstanbul! Ne kafalar taşıyorsun sen içinde.

1. DipNot: Turistin amelesi çok daha fena oluyormuş.
2. DipNot: Bir de bu sabah Boğaz köprüsünden geçerken devasa bir gökkuşağı gördüm ki bambaşkaydı. Belki de bir tek ben gördüm.

20090801

Ne Kafası.

İnsan çok uzun süre uykusuz kalınca hiç alkol almasa bile sarhoş gibi olabiliyor. Ama gerçekten çok uzun süre uykusuz kalınca. Saat sabahın körü itibariyle, kurumuş kırmızı pul biber kokusu almamı tamamen buna bağlıyorum mesela. Hemen ardından, karnındaki küçücük ekrandan güneş sistemini gösteren kırmızı başlıklı robotumun ve mini mekaniklerimin gözlerimin önünde korteje katılmaları ise, hayatımın çocukluktan itibaren bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başlaması mı onu bilemiyorum işte. Uyku kardeşim ver elini.

Fotoğraf: http://thebjoernsons.deviantart.com/art/the-game-113748663

20090728

Keyif Pezevengi

Kimbilir kaçıncı denememizden sonra becerebildiğimiz, balkonumuzu şenlendiren rengarenk çiçekleri, ısırıp koparıp yerlere atan, yetmezmiş gibi geride kalanların üzerine serilip yatan ve bütün emeklerimizi boşa çıkaran küçük bir canavar besliyoruz evin içinde. Küçük iki canavar.

Neredeyse 40 derece sıcakta, hafif nemli toprakta, kendine çiçeklerden yatak yapıp tam bir keyif pezevengi edasıyla mırıl mırıl yatışın gözümün önüne geldikçe, bu havada yapılabilecek en güzel hareket olduğunu düşünüp gülümsüyor ve sana kızamıyorum. Uğruna kırılan kolumu, bu yüzden ertelediğimiz tatili, yapamadığım sporu, kullanamadığım elimi ve daha on gün daha kullanamayacak oluşumu düşünüyorum. Yine de kızamıyorum sana. Piç.

Fotoğraf: http://sergey1984.deviantart.com/art/Lazzy-Kitty-55791083

20090719

Smoke

4 ay önce bıraktığım sigarayı yeniden içmek istesem de, bu kimilerine göre oldukça pornografik sayıldığından mıdır bilinmez, tv kanallarında görüntüsü sansürlenen nikotin çubuğunu, parmaklarımın arasından dudaklarımın arasına götürüp yakmamla birlikte, tadının eskisi gibi zevk vermediğinin farkına varıp söndürmem de bir oldu. Camel'in bildiğimiz, sevdiğimiz eski 'Kısa Camel' tadı olsaydı elbette ki sonuç çok daha farklı olabilirdi. Bilemiyorum.

Aşağı yukarı aynı zaman aralıklarına denk gelen, dijital fotoğraf makinesini bir kenara bırakıp eskiye nur yağdırarak Hayyam Pasajına koşmamla birlikte geçtiğim analog makine tutkusunda ise olay biraz daha farklı. Azalan fotoğraf çekme sayısına karşılık, ters orantılı olarak artan zevk alma duygusu.

Tanrı, Canon'u korusun. Sübhaneke. Dinimiz. Amin. Tanrı, Fırat'ı da korusun! Hatta en çok Fırat'ı.

Brazzaville / Fırat

Fotoğraf: http://sergeykomarov.deviantart.com/

20090717

Religulous

"Din nörolojik bir bozukluktur."
Bill Maher.

Zeitgeist, Waking Life, What The Bleep Do We Know gibi hastası olduğumuz işlere, en az bizim kadar ilgi duyduğunu bildiğimiz Oky'ye ithafen..

Religulous

Sarıyer / Rakı / Balık

20090712

Garden

Bulutlarla kaplı bir pazar sabahına uyandığımız İstanbul'a hediye olsun.

Şarkıların da kokular gibi ayrı birer hafızası olduğuna inanan bizler için, bu ağıt odayı doldururken aklımızdaki fotoğraf nereden baksan belki de on yıl önceki Pera'ya ait.

Katharsis'in çatısında, Büyükparmakkapı sokağı dik olarak kesen sokağın köşesinde bulunan ufacık sahaf dükkanının önünde bekleyen seyyar midyeciden alınmış bir torba dolusu midye dolma eşliğinde içilen kahverengi şişe Efes biralar ve bildiğin eski kısa Camel.

Cihangir'in deniz gören, zemin kattaki kedili evleri, Galatasaray'da, içine gizlice girilip, terasına çıkılan han binaları, travestiler, tinerciler, şarapçılar.

Ve tüm bunları, hatta çok daha fazlasını anımsatan şarkılar, sesler, yüzler, bulutlar, vapurlar.

Yürüyen Kelimeler / Kasımpaşa / PJ

Fotoğraf: http://snjezanajosipovic.deviantart.com/art/lj-41796310

20090704

Cennet, Cehennem

Yüce Han atlasında kabus ve beddualarla tehditler savuran kentlerin haritalarını karıştırmaya başlamıştı bile: Enoch, Babil, Yahoo, Butua, Brave New World.

Şöyle der: "Yanaşacağımız son liman, o cehennem kenti olacak ve giderek daralan bir spiral boyunca kasırga bizi orada dibe çekecekse her şey boşuna."

Ve Polo: "Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek."
Görünmez Kentler - Italo Calvino 9. Baskı sf.203

Datça / Uyku / Polaroid

Fotoğraf: http://muszka.deviantart.com/art/ann-02-90349428