20090516

June

Bizim yaşadığımız şehirlerde hiç bu kadar yıldız yoktu. Ve hiç bu kadar sessizlik. Ve bizim yaşadığımız şehirlerde, hiç bu kadar 'insan' yoktu, onca kalabalığa rağmen.

Vadinin tepesinde, her kıpırdayışımızda gecenin sessizliğine kocaman bir gıcırtı katan tahta çardakta oturup, tek sigaramızın dumanını yıldızlara üflerken, arkamızda yükselen dağların arasından ortaya çıkan ayışığı altında, olması gerektiğinden çok daha farklı gözüken siluetleri, elmaya, doğumgünü pastasına, dizlerini karnına çekerek yere uzanmış bir kadına ve daha pek çok şeye benzeterek eğleniyorduk.

Ve ben, yıllar önce aynı yıldızları -ki onlar asla aynı değiller- bu sefer vadinin dibinden seyrederken, kayıp, kaybolup gitmelerine üzüldüğümden olsa gerek, kendi kendime uydurduğum, yarım kalmış bir hikayeyi anlatıyordum sana.

Çay / Bant / Disarm / Lilja 4-ever

İllustrasyon: http://www.frizzifrizzi.it/wp-content/uploads/2009/03/johan_bjorkegren.jpg

1 yorum:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

"Ve bizim yaşadığımız şehirlerde, hiç bu kadar 'insan' yoktu, onca kalabalığa rağmen."
Hep bu yüzden işte delirmenin eşiğinde duruşumuz.

Ne güzel yazmışsın ne güzel ne güzel...